Loading...

1992 yılında İstanbul’da doğan Sedef Şahin, oyunculuk hayatına 9 yaşında bir banka reklam filmiyle başladı, çeşitli reklam filmleri ve kataloglarda yer aldı. Lise eğitimini Pera Güzel Sanatlar Lisesi’nde Tiyatro Bölümü’nde tamamlayan Şahin, üniversite eğitimini ise İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde tamamladı.

17 yaşında Kenter Tiyatro’sunda “Kraliçe Lear” oyunuyla tiyatro izleyicisiyle buluşan Şahin; “Belalı Baldız”, “Patron Kim”, “Avrupa Yakası”, “Sevgili Dünürüm”, “Adını Feriha Koydum”, “Acil Aşk Aranıyor”, “Diriliş Ertuğrul” dizilerinin yanı sıra ”Peri Masalı”, ”Şaşkınlar Çetesi”, ”Efsunlu” isimli sinema filmlerinde rol aldı.

Küçük yaşlardan itibaren sahnede ve ekranlardasınız, oyunculuk serüveninizi sizden dinlemek isteriz…
Dokuz yaşında bir reklam filmiyle başladı bu serüven… Ekranlarda, insanların gözünün önünde büyüdüm diyebilirim gerçekten. Bu bazen avantaj, bazen de dezavantaj oldu elbette. Ama iyi ki yıllardır bu işi yapabiliyorum diyorum. Şansıma hep çok iyi oyuncularla, harika projelerde yer aldım. 12 yaşında diziler başladı, 17’de de tiyatro…

Oyunculuk eğitimine de erken yaşlarda başladınız. Okul dönemi nasıldı? O yıllarda gelecek için neler hayal ediyordunuz?
Çok erken yaşlarda mesleğime karar verdiğim için daha lisede bu yönde bir eğitime başlamak istedim ve Pera Güzel Sanatlar Lisesi’nde Tiyatro Bölümü’nü bitirdim. Ardından İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na devam ettim. Ekol inancım vardır benim oyunculukta, İstanbul Üniversitesi’ni istemem de ondandı. Okul dönemim hem çalışıp hem okuduğum için çok hızlı geçti aslında. Okulda öğrenirken bir yandan da uyguluyordum. Ne doğru ne yanlış, kendi tarzımı bulmak için müthiş bir fırsattı. Dolayısıyla o zaman hayal etmekten çok, hayalimin içinde yaşıyordum zaten.

Hayallerinize ulaşma yolunda kendinizi nerede görüyorsunuz?
Her zaman hayallerim ve hedeflerim vardır. Bizim meslekte o bitmez ki… Sonsuz bir derya bizim projelerimiz. Hep daha iyisi var, ben sırayla gerçekleştiriyorum. Ama en büyük hayalim dünyada ses getirebilecek, bir Türk olarak ülkeme de faydası olan bir projeyi hayata geçirebilmek…

“Kraliçe Lear” oyununda, genç yaşta, duayen tiyatrocu Yıldız Kenter ile aynı sahneyi paylaştınız. Yakın zamanda kaybettiğimiz bu önemli isimle sahnede olmak nasıldı?
İşte bizim mesleğimizin güzelliklerinden biri de bu: Ben Yıldız hocamı hayal bile edemezken içinde buldum kendimi. Rüya gibiydi… Bazen hayal ettiğinizden bile daha güzel projeler kendiliğinden oluveriyor. Mucize gibi! Müthiş bir hayat tecrübesi ve okul gibiydi hocamla her anım. Tanıştığım andan, kaybettiğim ana kadar… Son dakikasına kadar da yanındaydım. Hayatımın en büyük “iyi ki”si şimdilik Yıldız Hocam diyebilirim. Nur içinde yatsın.

İyi bir oyuncu olmayı nasıl tarif edersiniz?
İyi bir insan olmakla…Çünkü oyunculuğun temelinde empati duygusu olduğuna inanıyorum. Empati yapabilen insanların da iyi insanlar olduğunu düşünüyorum. Empati ile yaşıyorsanız zaten sonrasında her şey olabilirsiniz, her şey!

Son dönemde “Dönme Dolap” ile izleyicinin karşısına çıkıyorsunuz. Oyundan ve canlandırdığınız karakterden bahseder misiniz?
Hedeflerimden biriydi “Dönme Dolap”, 15 senedir oynamak için rafta beklettiğim bir metindi. Juliette çok farklı bir karakter. Oyunun sonuna kadar kim olduğunu anlamıyorsunuz. Seyirci başladığı andan itibaren bulmaya çalışıyor ve çok eğleniyor. Yazar müthiş zekice kurgulamış her cümlesini. Karakterden karaktere giriyor. Hem oynaması hem de izlemesi çok keyifli bir karakter Juliette.

İzleyicinin tepkisi nasıl, ne gibi dönüşler alıyorsunuz?
Çok şükür hiç olumsuz tepki almadık. Gelen bir daha gelmek istiyor. Finale kadar eğlenip, finalden çok etkileniyorlar. Yani biz yapmak istediğimizi başardık gibi duruyor şu an.

Kariyerinizin ileriki yıllarında canlandırmak istediğiniz özel bir karakter ya da yer almak istediğiniz bir proje var mı?
Tom Raider gibi bir Türk kahraman yaratmak istiyorum. Ama ne zaman yapabilirim bilmiyorum. Bir de kendi hazırladığım bir dizi projem var. Her projede gönüllere değmek istiyorum. Kariyerime de şansım yaver gittikçe böyle devam etmek istiyorum.

Bugüne kadar önemli isimlerle çalıştınız, ancak Türkiye’den ve dünyadan birlikte çalışmak istediğiniz, rol model diyebileceğiniz isimler var mı?
Rol model diyemem ama birlikte çalışmak istediğim çok isim var. Jude Law, Sean Penn, Juliette Binoche çok hayran olduğum isimler.

Oyuncu olmasanız ne yapardınız?
Hiçbir şey! Yani her şeyi yapabilirim kafama koyarsam ama oyunculuğun verdiği keyfi alamam gibi hissettiğim için bulaşmıyorum. Hala düşünüyorum bulsam başlayacağım ama yok…

Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz? Şu sıralar yaşamınızı nasıl tanımlarsınız?
Şu an çok mutluyum, sahnede olduğum için. Artık büyüdüğümü ve ortaya bir iddia koyabildiğimi hissediyorum, bu da bana çok iyi geliyor. Tiyatro o anlamda bir oyuncu için çok önemli bence. Bir de şu an yaptığım oyun benim bebeğim gibi hissediyorum. O yüzden yeri kariyerimde hep özel kalacak.

Bir gününüz nasıl geçer, gündelik hayatta nasıl birisinizdir? Oyunculuk dışında hayatta keyif aldığınız neler var?
Gece yaşayan biriyim aslında. Sabah insanlarına çok özensem de işim yoksa çok erken kalkmayı sevmiyorum. Her günüme spor sıkıştırmaya çalışıyorum. Bazen 1.5 saat, bazen 15 dakika ama mutlaka her gün spor yapıyorum. Okumam ya da izlemem gereken birçok şey oluyor. Birkaç saat de onlara ayırıyorum kalanı da ya toplantı da ya da arkadaşlarımla geçiyor. Daha da vaktim kalırsa örgü örüyorum.

Çevreniz tarafından bilinmeyen ama sizin kendinizde sevdiğiniz bir özelliğiniz var mı?
Gizlisi saklısı olan biri olmadığım için çevrem bilir her şeyimi. Çok evcimenimdir. En çok evde vakit geçirmeyi severim. İki gece üst üste dışarı çıksam, etkisini bir hafta atamam üzerimden. Pek sevmem yani dışarıda olmayı. Arkadaşlarım çok sevmese de benim sevdiğim bir özelliğim bu diyebilirim.

Çekim sırasında tesadüfen sahilde atlarla karşılaştık ve siz hiç tereddüt etmeden ata bindiniz. Kurduğunuz iletişim dikkat çekiciydi. Bu konuda neler söylersiniz?
Çok seviyorum çünkü… Tam at binmeye başlamak istediğim zaman Diriliş Ertuğrul’dan teklif geldi. Binicilik eğitimi alacağım için havalara uçmuştum. O zamandan beri de bırakmıyorum ara sıra gidiyorum binmeye.

Nasıl bir tarzınız var? Modayı takip eder misiniz?
Benim tarzım o günkü ruh halime göre değişiyor. Ne giymek istiyorsam onu giyiyorum, moda ile çok işim yok yani. Her tarzdan proporsiyonuma yakışan parçaları buluyorum. Klasik olmak istiyorsam klasik, sporsa spor… Ama genelde spor şık görürsünüz beni.

Ünlü olmak sizin için ne ifade ediyor? Günlük yaşamda insanlar tarafından tanınmayı, ünlü olmayı nasıl yorumluyorsunuz?
İnsanlar tarafından tanınmak genelde hayatımı kolaylaştırıyor. Yardımcı olmak istiyorlar, karşılıksız sevgi gösteriyorlar. Ama sevmiyorsa sizi yandınız, riskli… Eskiden daha zormuş bence ünlü olmak. Şimdi her yerde karşılaşma ihtimali olduğu için mi bilmiyorum ama insanlar alıştılar ekrandan tanıdıkları insanları görmeye.

Günümüzde vazgeçilmez hale gelen sosyal medyayı nasıl kullanıyorsunuz? Siz kimleri takip ediyorsunuz?
Aktif kullanıyorum diyebilirim. Benim takipçilerim de çok ilgili sağ olsunlar. İki gün bir şey paylaşmasam merak ediyorlar, çok tatlılar. Mesajlarını okumak bana çok iyi geliyor. Ben arkadaşlarımı ve ailemi takip ediyorum.

Mercedes-Benz GLC ile yola çıkmanızı istediğimizde soğuk havaya rağmen sahilde, denizle iç içe olmak istediniz. Doğa ile ilişkiniz nasıl? Deniz ve dalgaların sizde özel bir anlamı var mı?
Evet. Örneğin ben yağmuru da çok severim. Su ile bir bağım var, deniz görmek, yakınında olmak her zaman bana huzur veriyor. Kendim de mümkünse hep deniz kenarına giderim. Okulum da deniz kenarındaydı. Dolayısıyla birçok anımın da denizle ilgisi var.

Size eşlik eden GLC’yi nasıl buldunuz? Tasarımı, sürüş keyfi, donanımı gibi konularda neler söylersiniz?
Tasarımı ve konforuna bayıldım. Sürüş sırasında konfora önem veren biri olarak hoşuma gitti.

Otomobil kullanmayı seven biri olarak Mercedes-Benz otomobilleri nasıl buluyorsunuz? Bir Mercedes-Benz ile yolda olmak size ne hissettiriyor?
Özellikle trafik yoksa otomobil kullanmayı daha çok seviyorum, ama Mercedes-Benz trafikte de yormuyor. Konforlu içinin tasarımını, araç içi eğlence sistemi, kalkış-duruş sırasındaki rahatlık özellikle iyi hissettiriyor. Otomobillerin teknik özelliklerine çok hâkim olmasam da çocukluğumdan beri en sevdiğim markanın Mercedes-Benz olduğunu söyleyebilirim.
Dizayn olarak her zaman diğerlerinden önde, tarzıma daha yakın gibi gelmiştir bana.

2020-04-21T13:01:52+00:00

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.