Loading...

Büyük yeniliklerin arkasında yatan pek çok hikâye gibi, bu hikâye de Kaliforniya’da bir garajda başlıyor. Komedyen Marc Maron, New York’tan Los Angeles’a yeni taşınmıştı. Radyodaki işini kaybetmişti ve kariyeri bir duraklama dönemindeydi. Kariyerini devam ettirme arzusundan ziyade bir meydan okuma ve hayal kırıklığı duygusuyla Maron, 2009 yılında komedyen arkadaşlarını röportaj yapmak için garajına davet etmeye başladı. Ziyaretçiler bu tartışmalar sırasında genellikle kendilerinden çok ev sahibinin sorunlarından bahsettiler. Bu alışılmadık derecede kişisel sohbetleri WTF (What The Fuck’ın kısaltması, ‘Bu da Ne Böyle!’ anlamında argo bir kalıp) adı altında internete yükledi, sonuçta radyolar onu istememişti. ABD Başkanı Barack Obama, 2015’te bir röportaj için Maron’un garajını ziyaret ettiğinde kesin olan bir şey vardı. Talk show’unu download eden milyonlarca insanla, Maron’un kariyeri hiç olmadığı kadar iyi gidiyordu ve istemeden de olsa yeni bir medya formatı keşfetmişti: Podcast, internet çağının radyosu…

Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

‘Podcast’ terimi ‘iPod’ ve ‘broadcast’ (yayın) kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Geleneksel radyoların aksine, dinleyici artık 24 saat yayın yapan bir radyo kanalı seçmek zorunda değil. Bunun yerine, podcast’ler bir tür abonelik sistemiyle çalışıyor. Kullanıcı, Stitcher gibi bir internet servisi kullanarak en çok ilgisini çeken programları seçiyor. Her yeni bölüm kullanıcının bilgisayarına veya akıllı telefonuna otomatik olarak indiriliyor. Podcast’lerde, dinleyiciler hiçbir programı kaçırmıyor. Bu da yeni ortamın başarısının sebeplerinden biri.
Bir diğer sebep ise içeriğin doğası: Marc Maron’un yaptığı röportajlardaki kişisel itiraflar, talihsizlikler ve kendi başarısızlıkları hakkındaki sohbetler podcast’e samimi bir ton kazandırıyor. Bir muhabirin, hüküm giymiş bir katilin gerçekten suçlu olup olmadığını ortaya çıkarmaya çalıştığı Serial isimli podcast, milyonlarca ABD’liyi kendine bağlayarak podcast’lerin 2014’teki yükselişini perçinledi. Bu başarı bir ölçüde, muhabir Sarah Koenig’in profesyonel bir mesafeyi korumaktansa, kendi duygu ve şüphelerini de podcast’e yansıtmasından kaynaklanıyordu.

Nişten Ana Akıma

Bugün iPhone’unuzda Stitcher veya Podcast uygulamasını açarsanız,cdinleyebileceğiniz çok geniş bir yelpazede podcast’ler bulacaksınız. Her gün yüzbinlerce podcast internete yükleniyor. Tüm ABD’lilerin üçte biri bu yeni işitsel ortamı düzenli olarak dinliyor. Güney Kore’de bu oran yüzde 58 ve Almanya’da yüzde 22. Spotify gibi streaming servisleri de hızla büyüyen podcast pazarına giriyor. Spotify CEO’su Daniel Ek, geçtiğimiz günlerde bu tip içeriklerin, yakında Spotify’da yayınlanan ses içeriklerinin yüzde 20’sini oluşturacağını öne sürdü. İsveçli streaming devinin 2019’da podcast networkü Gimlet Media’yı 340 milyon dolar karşılığında satın almasının sebeplerinden biri de bu.

Bu yeni ortam, gittikçe profesyonelleşip kazançlı bir hale gelirken herkesin iyi bir fikri bir başarı hikâyesine dönüştürebileceğini de gösteriyor. Kendi podcast’inizi başlatmak ise oldukça kolay: Mikrofonlar ucuz. Her evde kayıt yapabileceğiniz bir bilgisayar var ve internete her yerden ulaşılabiliyor. Ayrıca hedef kitle çok büyük, tüm internet kullanıcıları buna dahil. Pek çok insan podcast’leri dışarıdayken dinliyor. Bunu mümkün kılan şey ise akıllı telefonlar. Kısacası, dinleyiciler kulaklıklarından veya araçlarının ses sisteminden gelen seslere tüm dikkatlerini verebilmek istiyorlar.

Karakter Meselesi

The New York Times gibi medya markaları veya Daimler AG gibi şirketler de bu yeni trendden faydalanabiliyor, çünkü burada çalışan insanların karakterleri seslerine net bir şekilde yansıyarak adeta parlıyor. The Daily isimli başarılı haber podcast’i, programın sunucusu olan gazeteci Michael Barbaro’nun kendine has tavırlarıyla hayat buluyor. Daimler AG tarafından gerçekleştirilen HeadLights podcast’i ise, dünyanın her yerinden çalışanlarla röportajlar sunarak markayla insanlar arasında köprü kuruyor.

En başarılı podcast’ler, dinleyicileri için perde arkasına bir bakış sunanlar. Bunlar bir samimiyet yaratarak, küçük bir hedef kitlesine yönelik konuları ele alan sunucular tarafından hayata geçiriliyor. Daimler AG çalışanlarından gazeteci Kara Swisher’e ve onun başarılı teknoloji podcast’i Recode Decode’a ve haftalık Alman gazetesi Die Zeit tarafından yayınlanan bağımlılık yaratıcı gerçek suç podcast’i Verbrechen’e kadar, başarının anahtarı özel bir ilgi alanı bulup, buna cana yakın bir şekilde yaklaşmak… Sonuçta pek çok dinleyici, sunucular doğrudan onlarla konuşuyormuş gibi hissetmeyi seviyor.

2020-03-17T18:48:55+00:00

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.