Loading...

1991 yılında İstanbul’da doğan Doğaç Yıldız, eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde tamamladı. Genç oyuncu ekran oyunculuğuna 10 yaşındayken, Türkan Şoray ve Haluk Bilginer’in başrollerinde yer aldığı ‘Tatlı Hayat’ ile başladı. ‘İki Aile’ dizisindeki Efe karakteriyle geniş bir kitle tarafından tanınındı. Kariyerinde emin adımlarla ilerleyen oyuncunun rol aldığı uluslararası film “I Am You”, dünya prömiyerini Roma Film Festivali’nde yaptı. Tiyatro sahnesindeki performansıyla da beğeni toplayan Doğaç Yıldız, “Woyzeck” adlı oyunundaki performansıyla 2015-2016 Ekin Yazın Dostları Ödülleri’nde “En İyi Genç Yetenek” ödülüne layık görüldü.

Küçük yaşlardan itibaren ekranlardasınız, oyunculuk serüveninizi sizden dinlemek isteriz…
Annem (Sevinç Erol) ve babam (Seda Yıldız) devlet tiyatrosu kadrolu sanatçıları. Bu nedenle zaten direkt olarak kulislere doğdum diyebiliriz. Benim de ilk tecrübem İsviçre yapımı, Esen Işık imzalı ‘Babamı Hırsızlar Çaldı’ filmiydi. Sonrasında ailem beni ajansa yazdırdı ve şansımı denemeye başladım. Birkaç dizide tek bölüm çocuk oyuncu olarak yer aldıktan sonra, en uzun soluklu dizim ‘İki Aile’nin kadrosuna dahil oldum. İki sene boyunca Yeşilçam devlerinden Halit Akçatepe, Ayşen Gruda, Tekin Akmansoy, Ali Cağaloğlu ile çalıştım. Sadece onlar değil, tabii ki diğer oyuncu ağabeylerim ve ablalarım da günümüzün çok değerli sanatçılarından. Böyle bir ortamda mesleğe âşık olmamak mümkün değil. Hemen arkasından konservatuar okuyup kendimi tiyatro konusunda geliştirmeye karar verdim ve uzun bir süre ekranlara ara verdim.

Ailenizin tiyatro sanatçısı olmasının size nasıl katkıları oldu?
Annem ve babam, özellikle devlet tiyatrosuna 30 senedir hizmet veren insanlar. Onların tecrübesi ve iş ahlakı benim yolumu çizmemdeki en önemli etken. Hala da yaptığım işleri izletip yorumlarını dinlerim.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nü bitirdiniz. Okul dönemi nasıldı? O yıllarda gelecek için neler hayal ediyordunuz?
Açıkçası ilk iki sene çok soru işaretim vardı kendimle ve seçtiğim meslekle ilgili. Kafamdaki soru işaretlerinden dolayı yeterince keyif alamıyordum ama sonra bu ruh halinden sıyrılıp çok eğlendim, çok öğrendim. Özellikle arkadaşlarımdan… Kurduğum hayaller başta daha büyüktü tabii, mesleğimi dünyanın her yerinde yapacağım ve kendi tiyatromu kuracağım diyordum. Ama şimdi listemin başında bunlar yok.

Hayallerinize ulaşma yolunda kendinizi nerede görüyorsunuz?
Kurduğum hayaller, gerçekleşmesi aceleye gelmeyecek hayaller. İlmek ilmek işleyip uzun süreçte gerçekleştirilecek şeyler. Ve inanın sabır göstermeye başlayıp dik durduğumda daha büyük adımlar attım. Şu anda her şey planlandığı gibi gidiyor. Hayallerime yaklaşıyorum!

İyi bir oyuncu olmayı nasıl tarif edersiniz?
Yapılan işin dünyasına ve kendi karakterine hâkim olana, hatta karakterini senaristten bile daha iyi tanıyarak bütün püf noktalarını, iç güdülerini bilinçli bir şekilde kullanarak çıkartabilene iyi oyuncu derim.

Günümüzün hızlı tüketim anlayışında, sizce televizyon ve sinemada kalıcı işler yapmanın sırrı nedir?
İnandırmak ve empati kurdurabilmek…

Son dönemde Yasak Elma dizisinde Yiğit karakterini canlandırıyorsunuz. Dizi ve Yiğit karakteri hakkında neler söylersiniz?
Yiğit, zor bir çocukluk geçirmiş, gecekonduda büyümüş ve aile şiddetine maruz kalmış bir genç adam. Annesi bildiği kadının vefatıyla esas ailesinin başkaları olduğunu öğreniyor. Bu nedenle öfkeli ve hata yapmaya meyilli. Matematiksel zekasının üstünlüğü, hırsı ve öfkesiyle birleşince çok geçmeden yolunu çiziyor. İşe başlarken bütün bildiklerim bu genel hatlardan ibaretti ama ben girdiğimde iş zaten oturmuştu ve bütün oyuncular rollerine son derece hakimdi ve Yiğit olarak onlarla iletişim kurdukça benim de çizgilerim oturdu, karakter oluştu. Bence çok başarılı ilerleyen bir iş çünkü söylediğim gibi seyirci, karşısında her seviyeden insan tipini görüyor ve empati kurabiliyor.

Kariyerinizin ileriki yıllarında canlandırmak istediğiniz özel bir karakter ya da yer almak istediğiniz bir proje var mı?
Bir akıl hastası veya idam mahkumu üzerine çalışmak isterim.

Bugüne kadar önemli isimlerle çalıştınız, ancak Türkiye’den ve dünyadan birlikte çalışmak istediğiniz, rol model diyebileceğiniz isimler var mı?
Çalışmak istediğim oyuncular saymakla bitmez. Daniel Day-Lewis’in metoduna özel bir ilgim var, Jared Leto’nun da enerjisi beni etkiliyor. Onlarla çalışmayı çok isterim.

Oyuncu olmasanız ne yapardınız?
Herhalde müzisyen olurdum. Zaten aklımda var. Şu anda çok vakit ayıramıyorum ama ileride müzik ile daha çok ilgilenmeyi planlıyorum.

Doğaç Yıldız; Yasak Elma – Yiğit (2019), Yuvamdaki Düşman – Metin (2017), Muhteşem Yüzyıl Kösem – Şehzade Kasım (2015), Kertenkele – Cüneyt (2014), Eyvah Halam – Tibet (2008), Gece Gündüz – Şener (2008), İki Aile – Efe (2006), Tatlı Hayat – Semih (2001) dizilerinde yer aldı. Sanatçı ayrıca; İyi Oyun – Can (2018), I Am You – Bijan (2018), Kar – Bekir (2018), Beck’s Letz Sommer (2015), Pek Yakında – Garson (2014), Aşk-ı Suzan – Yasef (2014), Babamı Hırsızlar Çaldı – Serkan (1998) filmlerinde dikkat çeken performanslara imza attı. Yıldız ayrıca; Hayvan Çiftliği, Woyzeck, Kuru Gürültü, Siyah Ayna, Ferhat ile Şirin, Macbeth, Cumartesi Pazar Pazartesi, 360 isimli tiyatro oyunlarıyla da tiyatro izleyicisinin beğenisini kazandı.

Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz? Şu sıralar yaşamınızı nasıl tanımlarsınız?
Kişisel gereksinimlerime daha çok önem verip dış etkenlerden sıyrılmaya başladığım bir dönemdeyim. Kalbimin sesiyle hareket ediyorum ve her zaman beceremesem de pozitif bakmaya çalışıyorum.

Bir gününüz nasıl geçer, gündelik hayatta nasıl birisinizdir? Oyunculuk dışında hayatta keyif aldığınız neler var?
Günlerimin çoğu sette geçiyor zaten ama boş günlerimde spor yapıyorum, sinemaya gidiyorum ve arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Çok dışa dönük biri değilim, ilk defa gören “soğuk” olduğumu düşünebilir ama çok yakın arkadaşlarımla eğlenceliyimdir.

Çevreniz tarafından bilinmeyen ama sizin kendinizde sevdiğiniz bir özelliğiniz var mı?
Yakın çevrem tarafından bilinmeyen bir özelliğim herhalde yoktur. Genel olarak çok açık sözlüyüm, hissimi ve düşüncemi saklamayı beceremem. Bu özelliğimi seviyorum ama herkes sevmiyor olabilir.

Nasıl bir tarzınız var? Modayı takip eder misiniz?
Açıkçası belirli bir tarzım yok ve modayı da pek takip ettiğim söylenemez. Genellikle boğazlı kazak, deri ceket veya vintage gömlek ve montlar giyiyorum.

Ahşapla uğraşmaktan keyif aldığınızı biliyoruz. Bu ilgi nereden geliyor? Yakın zamanda ürettiğiniz bir şeyler var mı?
Çok öncelere dayanan bir ilgi değil aslında. Doğaya her zaman meraklıydım, kendimi en çok ormanlık alanlarda huzurlu hissediyorum. Kendi evime çıktığımda hep ahşap döşemek istemiştim. Kendim yapmak aklıma gelmemişti ama… Denemek istedim ve yaptım. Yemek masamı ve orta sehpamı kendim yaptım, bence çok da güzel oldu. İnsana huzur veriyor ahşapla oynamak.

Ünlü olmak sizin için ne ifade ediyor? Günlük yaşamda insanlar tarafından tanınmayı, ünlü olmayı nasıl yorumluyorsunuz?
Mesleğimizin mecburi getirisi olarak görüyorum. Yerine göre keyifli olabiliyor. Tanımadığın ama anlayışlı ve güler yüzlü insanlarla selamlaşmak motive ediyor ama dürüst olmak gerekirse hayatı bazen kısıtlayabiliyor. Bazen sessiz sakin, kendi halinde kalmak istiyorsun ama mümkün olmayabiliyor. Yine de tanınmak ile ilgili bir şikayetim yok.

Günümüzde vazgeçilmez hale gelen sosyal medyayı nasıl kullanıyorsunuz? Siz kimleri takip ediyorsunuz?
Arkadaşlarım dışında bir iki futbolcuyu ve oyuncuyu takip ediyorum. Onun dışında eğlenceli videolar ve içerikler paylaşan bir hesabı takip ediyorum. Ama daha çok Youtube’daki belgesel ve bilgi içerikli olan kanalları ilgimi çekiyor.

Mercedes-Benz A-Serisi Sedan ile yola çıkmanızı istediğimizde hiç düşünmeden doğada olmak istediniz. Doğa ile ilişkiniz nasıl? Sizin için doğada olmak ne ifade ediyor?
Doğada kendimi daha özgür ve daha öze dönük hissediyorum. Etrafımızda bir sürü şey yapay ve fazla. Kendimizi dinleyemiyoruz, sosyal olarak zehirleniyoruz. Doğa öyle değil!

Size eşlik eden A-Serisi Sedan’ı nasıl buldunuz? Tasarımı, sürüş keyfi, donanımı gibi konularda neler söylersiniz?
Yeni tasarımını çok sevdim. Yol tutuşundan ve konforundan ise bahsetmeye gerek yok, Mercedes-Benz’den bahsediyoruz. İç tasarımda da ön konsol çok karizmatik. Dokunmatik ekran ve sesli komut özelliği çok ilgimi çekti.

Otomobil kullanmayı seven biri olarak Mercedes-Benz otomobilleri nasıl buluyorsunuz? Bir Mercedes-Benz ile yolda olmak size ne hissettiriyor?
İçtenlikle söyleyebilirim ki, çocukluğumdan beri bir otomobil olacak olsam bu Mercedes-Benz’dir derim hep. Kalitesiyle insana özgüven kazandırıyor, zaten direksiyondayken aracın ağırlığını hissediyorsun; müthiş bir his!

2019-12-23T19:17:00+00:00

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.