Loading...

İlk gençliğiniz müzikle şekillenmiş. O günlerden ve müzisyen kimliğinizden bahsetmek istesek, neler söylersiniz?
O günler hayatımın en güzel yıllarıydı. Aslında en güzel yılların başlangıcıydı. İlkokuldan beri birlikte müzik yaptığım arkadaşlarımla bir grubumuz vardı, lise döneminde de aktif olarak konserler verdik, yarışmalara katıldık, ödüller kazandık. Lise hayatımın tamamı müzikle geçti. Üniversitede ise durumlar biraz farklılaşmıştı, çünkü müzik sayesinde bir burs kazanmıştım. Onun sayesinde de üniversitede okumaya devam ediyordum. Bu serüvene, ardından oyunculuk katıldı. Müzisyenlik ve oyunculuğu bir arada götürüyorum. İkisine de elimden geldiğince vakit ayırmaya çalışıyorum.

Bugüne döndüğümüzde müzikle, müzisyenlikle ilişkiniz ne durumda? Bildiğimiz kadarıyla sahne çalışmalarınız devam ediyor…
4×4 grubuyla çalışıyorum, konserler veriyoruz. Yakın gelecekte değil ama bir süre sonra davul dışında bir enstrümanla da ufak bir sürpriz yapabilirim.

Müzikal yolculuğunuzda hedef ya da projeleriniz neler? Örneğin bir albüm çalışması ya da müzikal bir proje var mı aklınızda?
4×4 grubunda davul çalıyorum ve bir albüm çalışmamız var. Tam albüm denemez, belki maksi single denebilir. 3 ya da 4 şarkı olacak içinde. Ayrıca yeni bir grup kurma projem var, bu yeni grupta hangi rolde olacağımı ben de bilmiyorum. Çok sevdiğim, değer verdiğim, çok yakın olduğum dostlarımla birlikte bir grup kuracağız. Kimin ne enstrüman çaldığından ziyade birlikte güzel bir şey çıkartmakla ilgileniyoruz.

Müzikle uğraşırken bir anda oyunculuk giriyor hayatınıza. Birbirinden farklı da olsa, aslında birbirini besleyen sanatın iki ayrı alanında üretmek sizi nasıl etkiledi?
Oyunculuk ve müzik beni çok iyi besledi. İkisi de sanat, ikisi de çok keyif aldığım şeyler; birisi beni oyunculuğa taşıyan, tüm ilk gençliğimi çok güzel bir biçimde yaşamamı sağlayan müzik, müzisyenlik, müzik çevresi. Oyunculuk da bana çok büyük bir problem yaşatmadı, ikisini de çok güzel bir şekilde ilerletebiliyorum. Ancak oyunculuk mu müziğe fayda sağlıyor, yoksa tam tersi mi diye sorarsanız, kesinlikle müzik oyunculuğa daha çok fayda sağladı hayatımda. Öyle de devam ediyor. Beni iyi etkiledi, elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Müziğin ardından oyunculuk… Kendinizi keşfetme yolculuğunuzda farklı yetenekler, yeni ilgi alanları söz konusu mu? Diğer bir ifadeyle müzik ve oyunculuk dışında yakın olduğunuz sanat dalları var mı?
Müzik ve oyunculuk yeterli. Çalışmadığım zamanlarda bile müzik hep hayatımda. Devreye oyunculuk girdiği zaman bir film, dizi olduğunda vakitsizlikten müziği arka plana almak zorunda kalıyorum. Mutfak sanatlarıyla da ilgiliyim, ama o amatör bir biçimde, evde yemek yapıyorum. Pizza, ekmek yapmaya çalışıyorum. Yemek kanalları izlemeyi de seviyorum. Evde izlensin izlenmesin açık olan kanal hep yemek kanalıdır. Şefleri takip etmeyi de seviyorum. Yurtdışına gittiğimde Gordon Ramsay, Jamie Oliver’ın o ülkede, şehirde restoranı var mı diye bir bakarım. Ama tabii ki yemek bir sanat dalı mı emin değilim! En azından ben bir sanat dalı olarak yapabiliyor muyum? Hayır, amatörüm!

Peki, bir oyuncu olarak hangi rollerde kendinizi daha rahat ifade edebiliyorsunuz? Ya da oynamayı hayal ettiğiniz bir karakter, bir rol ya da bir proje var mı?
Oynamayı hayal ettiğim karakter var elbette. İzlediğim, takip ettiğim diziler var, tekrar tekrar izlediklerim var. Eskiden vurdulu kırdılı türlerde oynamak isterdim. Aksiyon, savaş filmleri, II. Dünya Savaşı filmlerini izlemeyi çok severim. Hepsini de bilirim. Çok da oynamak isterim. Ama yıllar içinde şöyle bir kanıya vardım: Bir başkasının hayatını Burak gibi düşünerek değil de, bir karakter olarak düşünerek her rolü oynayabileceğimi düşünüyorum. Her rolden de keyif alabileceğimi düşünüyorum. Özellikle belirtmem gerekirse aksiyon ve akıl oyunlarının olduğu türler ilgimi çekiyor. Peaky Blinders, Seven, Er Ryan olabilir…

Genç bir yaşta başlayan ve başarıyla devam eden oyunculuk kariyerinizde hedefleriniz nedir? Örneğin yurt dışında bir projede yer almak vb. planlarınız var mı?
Yurtdışındaki bir projede oynamayı tabii ki isterim. Bunun için öncelikle kendi bulunduğum coğrafyaya, kendimi kendime ispat etmem gerekiyor diye düşünüyorum. Ama dediğim gibi bunlar benim için basamak basamak oluyor. İleriye baktığımız zaman, tabii ki de hayallerim var ama çok da hayalperest olmak istemiyorum. Bu arada şunu da söyleyeyim, oynadığım iki dizi Paramparça ve Kırgın Çiçekler yurtdışında gösterildi. Paramparça 88 ülkede yayınlanıyor, Kırgın Çiçekler’in de benzer bir macerası var. Endonezya’da bir televizyon programına katıldım mesela, orada buradakinden çok daha fazla popüler olduğumu o zaman anladım. Kosova’ya gittim yine öyle… Türk dizilerine karşı inanılmaz bir talep var.

Örnek ya da ilham aldığınız yerli/yabancı oyuncular, müzisyenler, isimler var mı?
Red Hot Chili Peppers’ın davulcusu Chad Smith hayatımın en büyük ilham kaynağı. Onu bir kez görebilsem, “Senin haberin yok ama benim hayatımı çok değiştirdin, o yüzden çok teşekkür ediyorum” demek isterim. İlham veren oyuncular çok ama özellikle Brad Pitt derim. Sadece yakışıklı olduğu için değil. Cool, yakışıklı ama çok iyi bir oyuncu! Oynadığı her karakteri birbirinden bağımsız ve farklı kılıyor. En önemsediğim şey de bu.

Gerek yer aldığınız projeleri gerekse sosyal medya üzerinden sizi takip eden oldukça genç bir hayran kitleniz var. Böylesi bir ilgi size neler hissettiriyor. Popülerlik ve şöhret hayatınızı nasıl etkiledi?
Evet, genç bir hayran kitlem var. Bu tabii ki çok güzel, mutlu hissettiriyor. İnsanın sevildiğini bilmesi gerçekten çok güzel. Bu hayran kitlesine güzel şeyler yaparak ulaştım. Popülerlik, şöhret ilgi alanımın dışında, bizdeki rock’n roll kafası hiçbir zaman gitmiyor. Beş yıl önce de benim hayatım aynıydı. Beş yıl sonra da aynı olacak gibi.

Önümüzdeki dönemde gündeminizde hangi projeler olacak? Hem sizin için hem de sizi takip edenler için sürprizler var mı?
Bu röportaj yayınlandığında çektiğimiz televizyon filmi de bitmiş olacak. Dizi görüşmelerimiz sürüyor. Şu an için yoğun ve güzel bir dönem.

Şu dönem kendinizi hayatınızın hangi ya da nasıl bir döneminde görüyorsunuz? Mutlu mu, yoğun mu, üretken mi, karışık mı?
Durgun bir dönem geçirdim, ancak son altı aydır çok mutluyum. Yoğun ve üretkenim. Hepsi birbirine girdiği için de biraz karışığım. Bu üretkenliğimin en önemli kısmını şu an müzik oluşturuyor.

Ekrandan yansıyanın ötesinde nasıl birisiniz? Herkesin bilmediği yönleriniz var mıdır ya da kendinizi nasıl anlatırsınız?
Ekrandan nasıl yansıdığımı bilmiyorum. Genelde insanların ilk söylediği: “Abi çok soğuk birine benziyorsun ama tatlıymışsın, hoş sohbetmişsin” oluyor. Kimse çok bilmese de komik ve eğlenceli bir adamımdır. Hatta yakın çevrem benim komedi oynamam gerektiğini söyler.

Mercedes-Benz ile bir iş birliğiniz oldu. Marka ve bu özel proje hakkında neler söylersiniz?
Mercedes-Benz efsanesi hakkında ne söyleyebilirim ki! G-Serisi’nin benim için ayrı bir önemi var. Yakın arkadaş çevremin hayran olduğu ve ileride almak istediği ilk araçtır. O yüzden G-Serisi bizim için çok önemlidir. Mercedes-Benz gibi çok prestijli bir markayla çok özel bir iş yaptım, çok mutluyum. Bugüne kadar benzer bir çalışma yapmamıştım, bir markayla ilk işbirliğimin Mercedes-Benz ile olması da beni gururlandırdı.

Otomobillerle aranız nasıl? Özel bir ilgi ve tutkunuz var mıdır? Otomobil kullanmayı sever misiniz?
Otomobil kullanmayı severim. 18 yaşına kadar kullanmayı bilmiyordum. Ehliyet sınavına girmeme dört gün kala babamdan rica ettim, artık bana kullanmayı öğret dedim. Erkek çocuklarında araba sevdası küçük yaşlarda başlar, abim için de bu böyle olmuştu. Ama benim için böyle olmadı çünkü müzik hayatımı kaplıyordu. Otomobiller bugün de en büyük merakım değil ama güzel bir müzik sistemi, sürüş konforu yerinde, güçlü bir motora sahip bir aracı kullanmayı tabii ki çok seviyorum.

Çekimde size eşlik eden G 500’ü nasıl buldunuz? Sürüşü, tasarımı ve İstanbul’da güçlü bir araçla yol almak size neler hissettirdi?
G-Serisi benim için bir efsaneydi. Çekimleri yaparken de defalarca söyledim. Bu araç hakkında çok konuşulmaz, kasası efsane, ama sürerken kendimi bir spor otomobilde gibi hissettim. Bir yandan yükseklik olarak gerçek bir tır sürüyorum edasındaydım, o kadar yüksekten bakıyordum ki diğer arabalar ufak geliyordu. Çok güçlü bir araç, güzel bir deneyimdi. Çekimden sonra arkadaşlarıma da çok defa anlattım ve herkese şu soruyu sordum: “Beyler, arabanın motoru kaçtır, 4 bin, sizce peki beygiri kaçtır” gibi… 411’i duyunca insanlar şok geçirdi. O yüzden G-Serisi efsanedir çok bir şey söylemeye gerek yok.

2019-02-19T12:47:51+00:00

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.