Loading...

Sanat fuarlarının son yılların en popüler etkinliklerinden birine dönüştüğü kuşkusuz. Dünya genelinde sayısı 200’e ulaşan bu fuarlar listesine Türkiye de Contemporary İstanbul’la katkıda bulunuyor. Tam olarak fuar olmasalar da yeni sanatçıları tanımamıza aracı oldukları ve sanat eserlerinin alım–satımına katkıda bulundukları için Mamut Art Project ve ilki 2017 yılının Aralık ayında düzenlenen BASE de yine bu etkinliklerin arasında sayılabilir. Peki, bu fuarlar kişisel koleksiyonlarımızı oluşturmamıza ne gibi katkılarda bulunuyor, hiç düşündük mü?

Her şeyden önce sanata yapacağınız yatırımın duygusal bir boyutu bulunuyor. Eğer hayatınızın geri kalanını bir eserle geçirmeye karar verdiyseniz, yatırım yapmadan önce sormanız gereken bazı sorular var… “Bu eserin benim için anlamı nedir?” “Eser ne hakkında?” Sanat eserleri kalbiniz ve beyniniz arasında kurduğunuz bir köprü görevi görüyor. Güzel bir sanat koleksiyonu, tıpkı diğer alanlarda oluşturduklarınız gibi zamanla değişebilir, dönüşebilir…

Mamut Art Project’in kurucusu Seren Kohen, koleksiyonerlerin bakış açısını şu şekilde özetliyor; “Yeni keşif ve üretimlere destek olmak öncelikli. Herhangi bir koleksiyoner, başlangıç döneminde desteklediği bir sanatçının kariyerinde ilerlediğini görmekten memnun olur elbette. Bu açıdan, alımların yatırım amaçlı da olduğunu söyleyebiliriz.”

Anna Laudel Gallery’nin direktörü Ferhat Yeter’e göreyse Türkiye’de genellikle yerli sanatçılara çok daha fazla merak var çünkü koleksiyonerler buradaki sanatçıları daha iyi tanıyorlar ve yerli işlerin yatırım değerine daha çok hâkimler. “Ancak tabii ki Botero gibi çok bilinen yabancı sanatçılar da ilgi çekiyor.”

Alman Frankfurter Allgemeine gazetesi her yıl aralık ayında Kunstforum adı verilen bir sanat forumu düzenliyor. Kunstforum’un son teması, 2017’deki Venedik Bienali, Documenta ve Münster Heykel Projesi sergilerinin aynı yıla denk gelmesi sebebiyle –ki bu 10 yılda bir gerçekleşen bir olay- “2017 Sanatın Süper Yılı” olarak belirlendi. Ancak forumda gerçekleşen sunumlar ve tartışmaların ürkütücü bir yanı da yok değildi. Etkinliğin ilk gününde dikkat çeken başlık, kuşkusuz 2017 sanat piyasasına damga vuran Leonardo Da Vinci’nin Salvador Mundi eserinin, Christie’s Müzayede Evi tarafından gerçekleştirilen satışında, 450 milyon dolara satılmasıydı. Bir sanat eserinin 450 milyon dolara satılması düşünüldüğünde, koleksiyonculuğun lüks tüketim segmentinde yer aldığını pekâlâ söyleyebiliriz. The Art Newspaper’dan Georgina Adam’ın sunumunda sarf ettiği sözler de bu düşünceyi destekler nitelikte. Adam, günümüzde milyon dolarlara satılan Damien Hirst ve Jeff Koons gibi çağdaş sanatçıların üretimlerinin, sanat eseri değil lüks tüketim objesi olduğunu belirtti. Sanat dünyasındaki son trendleri de değerlendiren Georgina Adam, özellikle Eski Ustalar’ın (Old Masters) eserlerine olan ilginin arttığını da ifade etti.

SAYISAL VERİLERLE SANAT
UBS’in geçtiğimiz Aralık ayında gerçekleşen Art Basel Miami’nin ardından yayımladığı bazı veriler de ilginç: Koleksiyonlerin %71’i neyin onları koleksiyonerliğe çektiği sorulduğunda, “Güzel şeylere bakmayı severim” yanıtını vermiş. %54’ü sanatı bir çeşit tutku olarak adlandırırken, %32’si de sanatçıları desteklemekten hoşlandıklarını dile getirmiş. Art Basel, The Armory, TEFAF, Frieze ve Venedik Bienali, sanat çevrelerince ya da sanatı bir tutku olarak ifade edenler tarafından en çok ziyaret edilen sanat etkinliklerinin başında geliyormuş.

Galeriler, dünya genelinde neredeyse yılda altı kez fuarlara katılıyorlar. Koleksiyonerler ya da koleksiyoner olmak isteyenler için de bu “kazan–kazan” bir durum. Aynı anda birden fazla galerinin eserleri ve sanatçılarıyla tanışıyorlar. Pek tabii diğer ziyaretçilerle sohbet etmek ve kendilerine yeni çevreler edinmek de olayın bir diğer artısı. Öte yandan fuarlar, diğerlerinden sıyrılmak ve ön plana geçmek adına sergiler dışında çeşitli paneller ve toplantılar da sunmaya başladılar. Bu sayede kurulan yeni diyaloglar hem fuarların içeriğine katkıda bulunuyor, hem de fuar ziyaretçilerine katıldıkları etkinlikte eserler dışında farklı fırsatlar keşfetme fırsatı sunuyor.
17-21 Ocak tarihleri arasında düzenlenen Londra Sanat Fuarı’nın küratörü, bir Türk; Misal Adnan Yıldız. Yıldız’ın bu yıl fuara getirdiği yeniliklerden biri; Yeni Zelanda, Kürt, Asya ve Afrika kökenli sanatçıları, fuar sanatçılarından olmaları için davet etmesi. Ayrıca bu yıl fuarda daha önce hiç olmadığı kadar fazla sayıda kadın sanatçıyla karşılaşmamız da sanatseverleri mutlu eden gelişmelerden bir diğeri.

TEFAF tarafından hazırlanan bir başka sanat marketi raporuna göre 2015 yılındaki sanat eseri satışlarının %40’ı fuarlarda gerçekleşmiş. Galerilerde ise bu rakam %48 olarak kayıtlara geçmiş. The Financial Times tarafından hazırlanan bir başka raporda ise şöyle yazıyor; “Galeriler katıldıkları fuarlar sayesinde satışlarının %70’ini gerçekleştiriyorlar. Elbette ki bunun en önemli nedeni, sayıları gittikçe artan fuarlar.”

Fuarlar sanat alanındaki pazarın değişimine ayak uydurmaya devam ediyor. Bu noktadaki en dikkat çeken gelişmelerden biri de Londra Sanat Fuarı’nın bu yılkı edisyonunda “Art Projects” ve “Photo 50” gibi farklı bölümlerin karşımıza çıkması. Bu yeni bölümler kariyerlerinin henüz başlarında olan sanatçıların koleksiyonerlerle tanışmaları için önemli bir fırsat niteliğinde! Fuara Londra ve Britanya dışından birçok sanatçının da katıldığını varsayarsak, bu tanışma büyük önem taşıyor. “
Fuar ve sanatçılar arasındaki ilişki hakkında Seren Kohen, “Sanat alanında dikkatimizi çeken ilk şey, genç sanatçıların kariyer adımlarını atarken çektikleri zorluklar oldu” diye başlıyor söze. “Buna paralel olarak da amacımız, kariyerinin başındaki sanatçıları sanat dünyasındaki ilgili kişilerle buluşturmak ve yolun başında onlara destek olarak üretimlerini devam ettirmeleri konusunda desteklemek oldu. Bunun yanı sıra, çağdaş sanat dünyasında olan ulaşılmazlık algısını kendi projemizde nasıl kırabiliriz ve daha samimi bir ortam yaratabiliriz sorusunun cevabının peşine düştük. Sanat alımının sadece belli başlı koleksiyonerlere özel bir davranış olmadığını dile getirmek ve genç koleksiyonerlerin sayılarının artmasına yardımcı olacak bir alan yaratmak istedik. ‘Ulaşılabilir sanat’ kavramının etrafında gezinmeye başladığımız noktadaysa Mamut Art Project doğdu.”

YENİ YAKLAŞIMLAR
Londra Sanat Fuarı’nın direktörü Sarah Monk, dünya sanat sahnesinde yeni teknolojileri kullanan sanatçıların gittikçe artacağının altını çiziyor. “Big Data, VR ve robotları daha sık görmeye başlayacağız. Bu yıl fuarda karşımıza çıkan bir iş bunun altını en iyi şekilde çiziyor. Rachel Ara’nın Anise Gallery tarafından sergilenen ‘This Much I’m Worth’ başlıklı çalışması… Bu çalışma, sosyal medya ve insanların bu ortamlardaki fiziksel mevcudiyetini sorguluyor. Öte yandan CFPR Editions ise sanatçı ve robot bilimci Paul O’Dowd’u fuar alanında ağırladı. O’Dowd yapay zekâya sahip olan robotların sanatçılara ait olan materyalleri nasıl kullanabileceklerinin keşfedileceği bir çalışmayla katıldı fuara. Ancak bu noktada önemli bir olgunun da altını çizmemiz gerekiyor. Dünya genelinde sosyal, politik ve ekonomik düzeyde çeşitli belirsizlikler mevcut. İşte bu nedenle geleneksel yöntemlerle üretilen eserlerin de mevcut düzende yıkıcı bir etkisi var. ”
Kunstforum’da artnet.com’dan Dr. Fabian Bocart’ın gerçekleştirdiği sunum da sanat dünyasındaki yeniliklerin sinyallerini veriyor. Artnet, online piyasa araştırmalarını, koleksiyoncular ve müşteriler ile paylaşan bir web sitesi. Platform, sisteminde yer alan yapay zekâ sayesinde müzayede, fuar ve galeri satışlarından yola çıkarak, sanat eserlerinin satış değerleri üzerine öngörülerde bulunuyor, üstelik geleceğe yönelik! Yani kısa bir beyin fırtınası ile yapay zekânın kendi kendine öğrenme yetisi sayesinde insana gerek kalmadan sanat eserlerinin fiyat değerlendirmesinin yapılabileceği düşüncesi ortaya çıkıyor. Daha düne kadar bir sanat tarihçisinin desteği olmadan mümkün görünmeyen bu olayın, bir yandan heyecan yaratırken diğer yandan tedirginlik uyandırdığını söylemek yanlış olmaz herhalde!

İstanbul sanat dünyasındaki en önemli yeniliklerin başında ise performansların da satışa çıkacağı haberi geliyor. Kohen bu yeni gelişmeyi şöyle özetliyor; “Tüm dünyada yapılan performans satışını hem sanatçılar hem de koleksiyonerler adına bu yıl biz de başlatalım istedik. Performans sanatını Mamut’a, bu çapta dâhil etmek bizim için önemli bir noktaydı. Performanslar, Türkiye’de bu çapta bir projede ilk defa satışa açık olacak. Burada tabii ki tüm Mamut’ta olduğu gibi yine sanatçıların üretimlerini destekleme fikri, en önemli çıkış noktalarımızdan biri. Performansın telif hakkı satılmıyor; bu hak her zaman sanatçıya ait. Satışa açık olan, performansın tekrar gerçekleştirilme hakkı. Satın alımın süresi, performans tekrar gerçekleştirildiğinde kimlerin yer alacağı veya kaç kere gerçekleştirilebileceği gibi detaylar ise performanslara ve performans sahibi sanatçıların isteğine göre değişebiliyor. Bir koleksiyoner, koleksiyonunu sergilediği ve başka kişilerle buluşturduğunda -hatta belki, vereceği bir davette bile- bunu da aynı diğer eserleri gibi izleyiciye buluşturabilir. Bu tabii müze veya benzeri kurumlar için de geçerli. Performans o anda içinde olunduğunda çok etkileyici, farklı duyguları uyandırıcı bir deneyim. Bunu başkalarına yaşatmanın, farklı kişilerle paylaşmanın çok heyecan verici olacağını düşünüyoruz.”

2018-06-22T01:42:51+00:00

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.