Loading...

Hayatın olağan akışı içinde sükûnetle var olabilmek ve üretmeye, yaratmaya devam etmek filozoflara özgü bir bakış açısı gerektiriyor. Böylece farklı şeyler yaparken, aslında bütünün parçalarını oluşturmak zekâ ve gerçek yeteneğin işaretlerini ortaya koyuyor. Bu özellikleri büyük bir dinginlik ve tevazuyla karşılayabilmek ise iddiası kendi içinde gizli bir sıra dışılık olarak karşımıza çıkıyor. Her ne kadar Can Bonomo kendini “sıra dışı” olarak tanımlamasa da tarzı, tavrı, sanatı ve enerjisiyle bu özelliklere sahip. Müzisyen kimliğinin yanında şairliği ve annesinden miras resim yeteneği ile Can Bonomo’yu anlayabilmek için onu daha yakından tanımak gerekiyordu. Artık klasikleşen ‘Mercedes-Benz’le Bir Gün’ çekimi için görüştüğümüzde, teklifimizi memnuniyetle kabul etmesi, onun hakkındaki merakımızı da artırdı. Çekim günü yola çıktığımızda henüz nasıl bir gün geçireceğimizi bilmiyorduk ve aklımızda sorular oluşmaya başlamıştı bile. Ne de olsa farklı olmaktan korkmayan, rutini ve ezberleri cesurca bozan iki yıldız bir araya geliyor; Can Bonomo ve CLA, bizi bir deneyime davet ediyordu. Bu düşünceler eşliğinde geçen kısa yolcuğumuz Etiler, Akatlar’daki apartmana vardığımızda son buldu. Artık yukarı çıkmaya ve hakkında çok şey duyduğumuz Can Bonomo’yu, en doğal ve olağan haliyle keşfetmeye hazırdık: CLA’nın kapısını kapatıp Bonomo dünyasına adım attık.

Kaos Teorisi

Bizi kapıda karşılayan Can Bonomo’nun evine girdiğimiz ilk anda, ortama hâkim olan düzen ve sükûnet dikkat çekiyor. Geniş ve rahat bir oturma biriminin karşısında, iPad, laptop, pikap ve TV’nin titizlikle sıralandığı ünitenin yer aldığı salonun odak noktasını, girişin hemen solundaki çalışma masası oluşturuyor. Evin bu bölümü için “tek başına bir üretim merkezi” demek daha doğru olur: Masanın üzerinde bulunan ekranlar, hemen arkada yerde duran amfi ve mikrofonlar; yan duvara özenle asılmış farklı özelliklerdeki gitarlar ve çeşitli enstrümanlar… Her şey Can Bonomo’nun tüm günü burada çalışarak geçirdiğini kanıtlıyor. Tüm bu düzenlilik hali akla Kaos Teorisi’ni getiriyor. Fizik teorisyeni Edward Lorenz’in “Düzensizliğin içinde de bir düzen vardır” önermesini tersten okuduğumuzda her şey yerine oturuyor. Bu düzenlilik hali Bonomo’nun zihinsel üretimindeki çokluğa mı işaret ediyor? Sebep her ne olursa olsun, farklı alanlarda sanatsal üretimlerde bulunan Can Bonomo’nun bu durumdan beslendiği hissediliyor. Belli ki böylesi istisnai bir denge, durmaksızın çalışan bir zihin yapısına güç veriyor. Bu durumu en iyi Bonomo’nun kendi sözleri anlatıyor: “Farklı ya da sıra dışı olduğumu düşünmüyorum. Bu beni insanlardan çok uzaklaştırırdı. Ben insanlara yakın olmayı seviyorum. Yaptığım her şey insanca. Farklı olmak değil ama bir fark yaratmak istediğimi söyleyebilirim. Yeni bir şeyler bulmak, yeni şeyler işlemek ve insanlara yeni şeyler sunmak için elimden geldiğince çok çalışıyorum. Sabah kalkıp akşamüstüne kadar masa başında oturup düşünüyor, yazıyor, çiziyor ve en çok da yırtıp çöpe atıyorum. Çöpe atmayacağım şeylere ulaşabilmem, onları üretebilmem için çok çalışmam gerekiyor.“

Yaratım mabedini andıran bu evde, Can Bonomo’nun uzun saatler çalıştığı bir başka alan daha bulunuyor. 2015 yılında ilk sergisini açana kadar gün yüzüne çıkmayan “Ressam Can Bonomo”nun atölyesi de evin arka bölümünde yer alıyor. Resimle ilişkisini; “Resme olan yatkınlığım annemden kaldı. Annem amatör ama iyi bir ressamdı. Benim tradisyonel sanata yatkınlığım ona göre daha zayıf sayılır. Üniversitede grafik tasarım dersleri almaya başladım. Çizgi romanlardan takip ettiğim illüstratörler o aralar kendi sergilerini açmaya başlamışlardı. Bilgisayar sanatlarının gün yüzüne çıkmaya başladığı dönemlerdi. Derdimi anlatacak kadar program öğrendim ve sonra kendimi geliştirdim” sözleriyle anlatan Bonomo, resimlerini; tablette çizdiği desenleri bilgisayarda manipüle edip baskı sonrası yağlı boya, sprey boya, marker ya da akrilikle rötuşlar yaparak oluşturuyor. “Meşakkatli, ama çok eğlenceli bir iş” olarak tanımladığı resim serüvenine, ‘Anachronismus’ isimli ilk sergisiyle başlayan Bonomo; şu günlerde 2017’de açmayı planladığı ‘Welcome To The Future’ isimli sergisinde yer alacak eserler üzerinde çalışıyor. Müzik ve resimle dolu Bonomo’nun “olağan” dünyasına veda edip, yola çıkmak üzere aşağı iniyoruz. O ve CLA’nın karşımıza hangi sürprizleri çıkaracağını merakla bekliyoruz.

CAN BONOMO, “rahat” ve “şık” olarak tanımladığı CLA 180 d’nin direksiyonunda, İstanbul sokaklarında ilerlerken, onun edebiyatla ilişkisini düşünüyoruz. Üniversite yıllarından itibaren uzun süre edebiyat dergilerine yazılar yazan ve halen birçok dergide şiirleri yayınlanan Bonomo’nun, 2013 yılında çıkardığı ilk kitabı ‘Delirmek Belirmektir’ ve 2015’te yayınlanan ‘Şu Sevdalar Tevatürü’ isimli iki kitabı bulunuyor. “Kendimi bildim bileli iyi kötü serbest şiirler yazıyorum. Devamlı üzerine düşünüp yazdığım özel bir konu yok, dolayısıyla şiirler kendini anlatıyor” sözleri edebiyata bakış açısını da gösteriyor. Sohbetimizi, CLA’nın 109 BG’ndeki turbo motorunun güçlü sesi bölerken; açık durumdaki Panoramik Sunroof, üzerimizden geçen bulutlarla buluşmamızı sağlıyor. Can Bonomo’nun bizi Fener, Balat bölgesine bir yolculuğa çıkardığını anlamamız uzun sürmüyor. İstanbul’la ilgili duygularını da merak ettiğimiz Bonomo’ya neden Balat’ı seçtiğini soruyoruz. “İstanbul sevgilim gibi, onunla bir dargın bir barışık 12 senedir süren bir ilişkimiz var” yanıtıyla, yaşadığı bu şehirle kurduğu bağı daha iyi anlıyoruz: Onun İstanbul’u; sürekli değişen, başka şehirlerdekine benzemeyen kaotik ruhuyla, sakinlerini kendine âşık eden bir şehir. Belki de Can Bonomo, kendi zihinsel üretimindeki çokluğun bir yansımasını İstanbul’da bulduğu için güçlü bağlar kurabiliyor bu şehirle.

Müzik gittikçe büyüyor

Balat’taki molanın ardından, günü bitirmek üzere Erenköy’deki stüdyoya doğru yola çıkıyoruz. 2017 yılında yeni sergisi ve şiir kitabının yanında bir albüm de çıkartmaya hazırlanan Bonomo’ya yeni albümünü soruyoruz. Sakin ama bir yandan keyifli bir ifadeyle anlatıyor Can Bonomo: “Oldukça heyecanlı bir süreç, buna alışmak mümkün değil. Her seferinde aynı sancıları ve aynı heyecanı yaşıyoruz. Albümün adını henüz koymadık; genelde son dakikada belirleniyor. Çalışmalara Can Saban prodüktörlüğünde, Ali Rıza Şahenk’in stüdyosu The Fatlab’de devam ediyoruz. Yolun başından beri ekip değişmedi. Öte yandan müzik gittikçe büyüyor.” Hayata karşı bu sakin duruşunun sebebini merak ettiğimizi fark eden Bonomo; “Anı yaşamayı ve paylaşmayı seviyorum. Öyle kocaman ‘yaşamak’ diye değil de, yaşamı parçalara bölerek o küçük parçaların içerisinde mutluca yaşamayı tercih ediyorum” sözleriyle aydınlatıyor bizi ve ekliyor: “Vardığım yer neresi olur bilmiyorum, ama varacağım yere yanımda götüreceklerimi özenle seçmeye çalışıyorum.” Anadolu Yakası’na geçtiğimizde Can Bonomo’ya veda etmeye hazırlanıyoruz. O ise, tevazuyla bize teşekkür ediyor. Sıra dışılığı kendi içinde gizli, sanatıyla ve ürettikleriyle yenilikler sunan, duruşuyla örnek olan Can Bonomo’nun “olağan” halini tanımaktan mutluluk duyuyoruz. O da, CLA’nın AMG tasarım konseptine sahip cesur çizgisine duyduğu beğeniyle ayrılıyor yanımızdan…

2018-01-18T12:26:52+03:00

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.