Loading...

Serdar Kılıç’ı “elinde bıçakla doğada hayatta kalan adam” olarak tanımlamak büyük bir haksızlık olur. Çünkü o, kendini insanın doğayla kopan bağını tekrar kurmaya ve kültürel gelenekleri yaşatmaya adamış biri. O aslında bir sporcu, gezgin, eğitmen ve çok daha fazlası. Mercedes-Benz Magazin’in iki yıldır sürdürdüğü çekimler arasında gerçek bir yaşam deneyimi yaşatması bakımından belki de en çarpıcı olanını Serdar Kılıç’la yaptığımızı söyleyebiliriz. Onun doğaya hâkimiyetinin tam bir uyumdan kaynaklandığını görmek herkes için ipuçları taşıyor. Serdar Kılıç’a G-Serisi’yle gerçekleştireceğimiz çekimin detaylarını aktardığımızda, yoğun çalışmalarına rağmen teklifimizi kabul etmesi bizi de sevindirdi. Bolu Mudurnu’da Bekdemirler Köyü’nde bulunan Camp Wolf Track’a gitmek üzere yola çıktığımızda şehrin yoğun trafiğinde ve otobanda kusursuz bir yolculuk yaşatan G-Serisi’nin daha zorlu yol koşullarında nasıl bir performans sergileyeceği merak konusuydu. Serdar Kılıç gibi o da doğanın kucağında gücünün zirvesine mi çıkacaktı?

GELENEKLERE BAĞLILIK

İstanbul’dan kapalı ve yağmurlu bir havada yola çıkıyoruz. İlk başta yaşadığımız, verimli bir çekim gerçekleştirme konusundaki endişelerimiz, yolda adeta süzülerek ilerleyen G-Serisi 350 d söz konusu olunca yerini heyecanlı bir merak duygusuna bırakıyor. G-Serisi modellerin ilk üretildikleri 1979 yılından itibaren, arazi koşullarında zorlu görevlerin üstesinden gelen birer off-road uzmanı olmaları, adeta gün boyu sürecek maceramızın referansı oluyor. Zira Mercedes’in bu model serisinde 30 yıldır neredeyse hiç değişmeyen etkileyici tasarımı, güce ve kaliteye olduğu kadar geleneklere bağlılığı da ifade ediyor.

Boğaziçi Köprüsü’ne varana dek geçen şehir içi sürüşümüz sırasında, dur-kalk yaparken DISTRONIC PLUS özelliği ile yaşadığımız mesafe kontrolü ve otomatik frenleme konforu, otobanda gerçek bir tatmin duygusuna dönüşüyor. G-Serisi’nin 245 BG’deki V6 dizel motoru uzun yol için ideal bir performans sunuyor. Aktif Kör Nokta Asistanı sayesinde yüksek hızlarda, aracın arka ve yanlardaki kör noktaların takip edilebilmesi, uzun yolda tam bir güvenlik hissi sağlıyor. Bir an önce varış noktamıza ulaşma isteği ve G-Serisi’nin birçok özelliğini gözlemleyerek geçirdiğimiz yolculuğumuz; Anadolu Otoyolu’ndan, Akyazı sapağına dönüşümüzle sona yaklaşıyor. Ancak içten içe, bunun macera dolu bir günün başlangıcı olduğunu biliyoruz.

Köye yaklaştıkça navigasyonun kilometre uyarıları, metreler ve adımlara dönüşüyor ve bir süre sonra kıvrımlı yollarda “Camp Wolf Track” yazılı tabelaları takip ederek hedefimize ulaşıyoruz. Serdar Kılıç’ın 18 yıl önce kendi çabaları ve emekleriyle hayat verdiği kamp, dağ eteklerinde, bir vadinin ortasında bambaşka bir dünyaya aitmişçesine karşılıyor bizi. Kampın girişinde yer alan ve merkez olarak kullanılan kütük evin kapısında ise Serdar Kılıç’la karşılaşıyoruz. İlk izlenim Serdar Kılıç hakkında doğada yaşayan bir “Süper Kahraman” imgesini destekliyor. ODTÜ’de Jeoloji Mühendisliği ile Beden Eğitimi ve Spor bölümlerini bitiren Kılıç, güçlü fiziksel görünümüyle de doğanın her zorluğu ile başa çıkabilecek bir görüntü veriyor. Elbette bu gücünü spor organizasyonu ve yönetimi üzerine yüksek lisans yaparak desteklediğini de söylemek gerekiyor. Egzersiz fizyolojisi, sporcu beslenmesi ve sağlığı konularında sertifikalı eğitimlere de katılan Serdar Kılıç, kampında çocuklara, gençlere ve çeşitli kurumların çalışanlarına yönelik düzenlediği programlarda; doğada hayatta kalma becerileri, liderlik ve takım çalışmalarına dair eğitimler veriyor. Yaban hayatını seçen birçok kişinin aksine kentle de bağını koparmayan Kılıç’ın öğretim görevlisi olarak, Haliç Üniversitesi’nde Liderlik ve Grup Dinamikleri, Rekreasyon Yöntemi, Doğa Sporları dersleri ile Marmara Üniversitesi’nde Liderlik ve Grup Dinamikleri dersleri vermesi de deneyim aktarımına verdiği önemi gösteriyor. Biz, G-Serisi’ni kütük evin önüne park ettiğimizde Serdar Kılıç da yanımıza geliyor. İçeri geçmeden bizi tanıştırmak istediği iki dostu var: Atları içinde belki de en görkemlisi olan Kuzey ve sadık dostu, sıcakkanlı bir Sivas Kangalı Karabaş.

DOĞADAKİ İNSAN

Serdar Kılıç’ın her anı dolu bir insan olduğunu söylemeye gerek yok. Ders ve konferansların yanı sıra televizyon programları ve kamp çalışmaları tüm zamanını alıyor. O gün, bir süredir üzerinde çalıştığı bir kano projesini bitirme aşamasına geldiğini öğreniyoruz. Kütük eve girdiğimizde salonun sağ kısmını kaplayan kano dışında kalabalık bir ekip karşılıyor bizi. TRT’de yayınlanan “Doğadaki İnsan” isimli programının çekim ekibi de orada. Serdar Kılıç, yıllardır birçok farklı televizyon kanalında doğa ve insan ilişkisi üzerine programlar hazırlıyor. Son programında doğadaki insanı arayan, geçmişin izini süren Kılıç; bu yolda gelenekler, öğretiler, hürmet, sevgi ve vicdan gibi kavramların da peşine düşüyor. Biz sıcak kuzine sobanın yanında kütük evin keyfini sürerken, yönetmenin “Sessizlik!” uyarısıyla dikkat kesiliyoruz. Serdar Kılıç ise huş ağacı kabuğundan yaptığı kanodaki çalışmalarını sürdürürken bir yandan da yapım süreciyle ilgili bilgiler veriyor.

Bu kısa kaydın ardından Serdar Kılıç yanımıza gelerek, “Haydi, macera şimdi başlıyor” diyerek bizi dışarı çıkarıyor. Çekimin son kaydının dağ evinde olacağını öğreniyoruz. G-Serisi’nin direksiyonuna geçen Kılıç, hemen yola koyuluyor. Köyden çıkana kadar dağ eviyle ilgili detayları da öğreniyoruz. Serdar Kılıç’ın Orman Müdürlüğü’nden kiraladığı 11 dönüm arazi içinde yer alan dağ evi, 2012 yılında sadece 7 ayda tamamlanmış. Üstelik tümüyle geleneksel yöntemlerle kütüklerin birbirine geçmesiyle inşa edilmiş. Serdar Kılıç’ın bunları anlatırken gözlerinde beliren enerjiyi atı Kuzey’den bahsederken de görmüştük. Kılıç söz konusu doğa ve yaban hayatı olunca her şeyden tutkuyla bahsediyor. Bu sohbet eşliğinde köyden çıkıp, dağ yoluna giriyoruz. Beygir Ovası Dağı’nın 1350 metrelik zirvesinde bulunan dağ evine ulaşmak için 20 dakikalık bir yolculuk yapmamız gerekiyor. İlk dakikalarımız manzaranın da etkisiyle hayli keyifli geçiyor. Ancak bir anda başlayan kar yağışı hepimizi hem şaşırtıyor hem de düşündürüyor. Elbette “hepimiz” derken Serdar Kılıç’ı kastetmiyorum. “Mevsimin ilk kar yağışını yaşamayı çok seviyorum” diyen Kılıç, enerjisiyle bizi de sakinleştiriyor ve ekliyor: “Merak etmeyin bu güçte bir araç yukarıya çok rahat çıkar.” Gerçekten de yol boyunca G-Serisi çok rahat ve güvenli bir sürüş sağlıyor. Geyik Bayırı denilen eğimli son bölüme kadar karlı bir patikada mı yoksa düz bir yolda mı gittiğimizi fark etmiyoruz. Geyik Bayırı’nda ise zirveye yaklaşmış olmanın da etkisiyle kar yağışı artıyor. Bu esnada Serdar Kılıç orta konsolda bulunan “Low Range” tuşuna basarak aracın düşük hız ve yüksek çekiş ile tırmanma kabiliyetinin artmasını sağlıyor. G-Serisi’nde bulunan sürekli dört tekerlekten çekiş sistemi, senkronize aktarım kutusu ve 4ETS elektronik çekiş sistemi gibi diğer arazi özelliklerinin mükemmel kombinasyonu zirveye yaptığımız bu yolculukta eşsiz manzaranın keyfini sürmemizi sağlıyor. Ve zirvedeyiz…

ZİRVEDE OLMAK

Yukarıya vardığımızda kar yağışı diniyor ve güneş bulutların ardından kendini gösteriyor. Araçtan iner inmez, ardımızda bıraktığımız vadinin muhteşem manzarasıyla büyüleniyoruz. Biz manzaradan gözümü alamazken Serdar Kılıç ve ekibi hemen çekime başlıyor. Önce anons çekiyorlar. Daha sonra az ilerdeki dağ evine doğru yürüyoruz. Serdar Kılıç’tan bölgede kurt, çakal, ayı gibi yırtıcı yaban hayvanlarının yanı sıra geyiklerin de bulunduğunu öğreniyoruz. Karla kaplı ağaçlardan oluşan bir yolun sonunda, adeta bulutların üzerindeymişçesine karşımıza çıkıyor dağ evi. Öylesine ıssız ve tek başına… “Gerçekten zorlu doğa şartları bu olsa gerek” diye düşünüyoruz. Ekip yakındaki ağaçlık alanda çekime başlıyor. Programın bu bölümünde Serdar Kılıç, böyle zorlu ve karlı bir havada tek başına kalınması durumunda yapılabilecekleri anlatıyor. Çekim boyunca sıcak ve korunaklı alan oluşturulmasından, ateş yakılması ve güvenle söndürülmesine kadar birçok şey öğreniyoruz. Televizyonda izlemekten farklı olarak Serdar Kılıç’la bu anı paylaşmak çok daha gerçekçi bir deneyim yaşatıyor. Ondan öğreneceğimiz çok şey olduğunu düşünürken, o tüm mütevazılığıyla çekimi ve doğayı nasıl bulduğumuzu soruyor. Elbette her şey olağanüstü. Doğada hayatta kalma ustası Serdar Kılıç’la, 1350 metrede, mevsimin ilk karının üzerinde aksi düşünülebilir mi?

Hava kararmak üzereyken dönüş yoluna geçiyoruz. İnişimiz çok daha rahat gerçekleşiyor. G-Serisi ABS sisteminin yoldaki hakimiyeti sayesinde güvenle dağdan inmemizi sağlıyor. Aşağıda Serdar Kılıç’la vedalaşırken, bu güzel gün ve unutulmaz doğa deneyiminin etkisiyle kararımızı veriyoruz: Serdar Kılıç ve G-Serisi gücün zirvesini paylaşıyorlar.

2018-01-18T13:14:05+00:00

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.