Loading...

 

 

 

 

 

Tarihteki en büyük tenis oyuncusu, bir diz ameliyatı ve bir buçuk yıllık aradan sonra, üstelik beş yıldır tek bir Grand Slam turnuvası bile kazanamamışken 35 yaşında geri döndü. Röportajlarda ona sürekli bırakmayı düşünüp düşünmediği soruluyordu. Bütün önemli turnuvaları iki, hatta bazılarını üç kere kazandıktan sonra devam etmenin anlamı neydi? Federer’in yanıtı ise hep aynıydı: “Oynamayı sevdiğim için oynuyorum.” Bu yanıt yılın ilk Grand Slam turnuvası olan Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nda büyük bir zafer kazanmasından sonra daha da anlamlı hale geldi.

 

 

 

Daha önce, “Eğer çeyrek finallere ulaşabilirsem mutlu olurum” demişti. Elbette bu, son birkaç haftasını koltuk değnekleriyle geçiren biri için gerçekçi bir varsayımdı. Beklentiler normalden daha düşük olsa da, belirsizlik ve üzerindeki baskı büyüktü. Federer pes etmedi ve herkesi, özellikle de kendini şaşırttı. Dünyanın her yerinde sporseverleri etkileyen hikâyelerden birine imza attı. Tüm dünya; onun, sonunda kaybetmek olsa dâhi, kariyerinin belki de son büyük galibiyetini elde edebilmek için bir kez daha şansını denemek istediğine şahit oldu.

 

 

 

Yazar David Foster Wallace bir keresinde Roger Federer’i ve onun tenis oynama tarzını “dinsel bir deneyim” olarak tarif etti. Federer’in bir insandan fazlası, bir “dahi, mutant veya avatar” olduğunu söyledi. Federer hiçbir zaman acele ediyormuş ya da hazırlıksız yakalanmış gibi görünmüyor, aksine her zaman kendisiyle bütünlük içinde. Kulağa fazla dramatik geliyor ama bu adamla ilk kez tanıştığınızda Wallace’ın haklı olabileceğini düşünüyorsunuz. Bunu yürüyüşünde, konuşmasında, gülümsemesinde hatta kahve fincanını tutuşunda görmek mümkün. Yaptığı her şey zahmetsiz, gelişigüzel ve doğal gözüküyor; hareketleri akıcı ve keskin, sesi dolgun, el sıkışı ne sert ne de yumuşak; bir şekilde saf hatta neredeyse genç gözükmeyi başarıyor.

 

 

 

Bir buçuk yıllık aradan sonra galibiyet getiren maçla ilgili; “Dışarıdan, Nadal’la oynadığım maçın beşinci setinde her şey kolayca oluyormuş ve vücudum, kollarım ve bacaklarım yanlış bir şey yapamazmış gibi görünmüş olabilir; ama durum hiç de böyle değildi” diyor. Federer maç boyunca her vuruşunu dikkatle yapmış, her adımını özenle atmış ve stratejik bir bakış açısıyla her şeyi dikkatlice düşünmüştü. Bu anları; “En sonunda çok yorulmuştum, ama aynı zamanda kendimi özgürleşmiş ve çok iyi hissediyordum. Bu deneyimi tekrar yaşayabildiğim ve insanların da benimle birlikte kutlama yaptıklarını gördüğüm için çok mutluyum” sözleriyle anlatıyor.

Roger Federer’in Wimbledon’ı ilk kez kazanmasının İnanılmaz kariyerin başlamasının üzerinden 14 yıl geçti. Federer gelmiş geçmiş en başarılı tenis profesyoneli olmakla kalmadı, aynı zamanda en zarif, en becerikli, en çok kazanan ve pek çok hayranının katılacağı gibi en sempatik oyuncu olmayı başardı. Uluslararası bir yıldız ve gerçek bir tenis ikonu haline geldi.

Dünya sıralamasında birinciliği 302 hafta boyunca kimseye kaptırmadı, binden fazla maç kazandı, 100 milyon eurodan fazla para ödülü kazandı. Tüm bunları sahip olduğu 45 rekordan yalnızca üçüyle elde etti. Bu rekorlardan bazıları insan kabiliyetlerinin ötesindeymiş gibi görünüyor: 2003 ile 2005 yılları arasında üst üste 24 final maçından galip ayrıldı ve 2003 ile 2008 arasında çim zeminde üst üste 65 maç kazandı. Tüm bu rakamlar Federer’in sportif başarısını kanıtlıyor, ama onun niçin bu kadar büyüleyici olduğunu açıklamaya yetmiyor.

Federer’le ilgili yıllardır tenis çevrelerinde dolaşan çeşitli söylentiler var: Kimileri terlemesini önleyen bir nefes tekniği geliştirdiğini söylüyor. Kimileri ise olayları normal insanlardan çok daha yavaş algılayabildiğini söylüyor ki bunun rakiplerinin servislerini karşılarken işine yarayacağına şüphe yok. Tüm bunlar açıklanamayan bir fenomeni anlama çabası olarak konuşulmaya devam ediyor.

Sadece bir sporcu olduğu, hatta sadece bir spor yıldızı olduğu günler geride kaldı. Roger Federer’in toplumda önemli bir rolü var. Hayranları ve en iyi arkadaşları arasında Vogue dergisinin yayın yönetmeni Anna Wintour ve Hollywood aktörü Bradley Cooper da var. Ünlü kemancı Anne-Sophie Mutter da, turnedeyken eğer gece televizyonda Federer’in maçı olacaksa kaçırmamak için alarm kurduğunu söyleyerek, onu izlemeye doyamadığını ifade ediyor. İşin ilginç kısmı, geçen sene Paris Moda Haftası’nda kırmızı halıda yürümesi gerektiğinde bile Federer tuhaf veya oraya ait değilmiş gibi görünmüyor. Sanki o, içinde bulduğu farklı durumlara adapte olmuyormuş da, çevresindeki her şey ona uyum sağlamak için değişiyormuş gibi hissediliyor. Onun tek yapması gereken ise Roger Federer olmak! Kuşkusuz bunu da iyi beceriyor.

2017-12-14T10:45:46+03:00

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.